Kuran Bilgisi
Esma-ül Hüsna
Esmaül Hüsna Faziletleri
Sevgili Peygamberimize Selavat
Hadisi Şerifler
Bir Kıssa Bin Hisse
Evlilik Köşesi
Bekârlar İçin Çok Hoş Bir Paylaşım!!!
Hz. İbrahim Peygamber'in Teslimiyeti
BAĞLANTILAR
AbdulKadir Geylani Hazretleri Fütuhul Gayb (Gizliden Sesler) Eseri
Kadir-i Tarikatı / Hüseyni Kolu
Kadir-i Tarikatı / Nadir_i Kolu
Muhabbet Fedaileri
DUAMIZ
|

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla
"...Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim..."
(Sad Suresi, 32)
Bu ayette Hz. Süleyman'ın, sahip olduğu ihtişamlı mallarla ilgili olarak Allah'ı övgüyle yücelttiği haber verilmiş, mala olan sevgisinin kaynağının Allah'ı zikretmek olduğu vurgulanmıştır. Hz. Süleyman sahip olduğu malları kendisine Allah'ın verdiğinin farkındadır, bunlardan zevk almakta ve şükretmektedir. Kuran'ın diğer bazı ayetlerinde, mal sevgisinin insanları saptırabileceği haber verilir. Bazı insanlar ellerindeki malı sahiplenerek bundan dolayı kibirlenirler. Allah'a muhtaç olduklarını unutur ve daha fazla mal edinmek için hırsa kapılırlar. Allah'a kulluk etmek için yaşayacaklarına, zenginlik için yaşarlar. Hz. Süleyman kıssası bize müminlerin mal ve mülke bu tür insanlardan çok daha farklı baktığını, bunları sadece Allah'ı zikretmek için birer vesile olarak gördüğünü göstermektedir. Müminler tüm malın ve mülkün Allah'a ait olduğunu, O'ndan geldiğini ve yine O'nun dilemesiyle yok olacağını çok iyi bilirler. Kendilerine verilen zenginlikten dolayı kibirlenmez, şımarmaz ya da ellerindekini kaybetmekten korkmazlar. Allah'ın vermiş olduğu tüm imkanlara şükreder ve bu imkanları O'nun rızası için O'nun yolunda kullanırlar. İman eden bir kimse, Allah kendisine büyük bir mülk, ihtişam ve iktidar nasip ettiğinde de, bunların hepsini birer nimet ve imtihan vesilesi olarak görür, Allah'a olan saygı, korku ve sevgisi daha da artar. Hz. Süleyman, kimseye nasip olmayan bir iktidarı elinde tutmasına rağmen, her zaman Allah'a karşı içli ve derin bir saygı içinde olmuş ve tüm imkanlarıyla O'nun dinine hizmet etmiştir. Hz. Süleyman, malı, Allah rızası için sevmiştir. Kuran'da Hz. Süleyman'ın Allah'tan, yine O'nun yolunda harcamak için kendisine büyük bir mülk nasip etmesini istediği bildirilmektedir. Hz. Süleyman kainattaki tüm ilimlerin, mülkün ve hükmün gerçek sahibinin alemlerin Rabbi olan Allah olduğunu her zaman bilerek, her işinde Allah'a yönelmiş (Sad Suresi, 30), Rabbimiz'e karşı boyun eğici ve teslimiyetli davranmıştır. Sahip olunan zenginlikler Allah'ın rızasını kazanacak işlerde kullanılırsa, bu yapılanlardan Allah'ın hoşnut olması umulur.

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla
De ki: “Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevlamız'dır. Ve müminler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler.” (Tevbe Suresi, 51)
Ayette herşeyin Allah'ın kontrolünde olduğu, O'nun bilgisi dışında hiçbir şeyin olamayacağı ve her insanın Allah'ın kendisi için belirlediği kaderi yaşadığı haber verilmektedir. Dünya var olduğundan beri yaşayan tüm insanların doğumları da, ölümleri de dahil her iş Allah'ın izniyle, O'nun belirlediği şekilde ve zamanda gerçekleşmektedir.
Ayetin devamında müminlerin yalnızca Allah'a tevekkül etmeleri gerektiği bildirilmektedir. Yeryüzünde olan ve insanların nefislerinde meydana gelen her durum Yüce Allah'ın dilemesi dışında gelişmeyeceğine göre her zaman Rabbimiz’e tevekkül etmek, Allah'ın kullarından istediği ve kişinin yaratılışına da en uygun tavır olacaktır. Müminler herşeyin, öncesi ve sonrasıyla Allah Katında yazılı olduğunu, Allah'ın yazdıkları dışında kimseye hiçbir şeyin isabet etmeyeceğini, nasıl, nerede ve hangi iş üzerinde olurlarsa olsunlar, Allah'ın tüm yaptıklarını çok iyi bildiğini, sonsuz akılla yaratılmış bir kadere tabi olduklarını bilirler. Bu gerçeği bilmek ve kaderi izlemenin konforunu yaşamak, Allah'a iman etmenin getirdiği sayısız güzellikten sadece biridir. Allah'ın kainattaki tüm varlıklar üzerindeki hakimiyetini ve kendisi için daima en doğru, en güzel ve en hayırlı olanı yaratacağını bilen bir mümin, tevekküllü ve teslimiyetli bir tavır içinde olur. Bundan dolayı her zaman rahat ve huzurludur.
Karşılaştıkları her olayı Allah'ın yarattığına ve Allah'ın herşeyi en güzel ve en hayırlı şekli ile sonuçlandıracağına iman eden müminler, yaşanan veya yaşanması muhtemel her türlü olay karşısında son derece sabırlı ve tevekküllü davranırlar. Bu salih davranışlarının karşılığını da ahirette en güzeliyle almayı umut ederler.

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla
“Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam e et.Ve yalnızca Rabbine rağbet et.(İnşirah Suresi, 7-8)
Allah bu ayetlerde müminlere durmaksızın Allah rızası için yaşamayı ve durmaksızın yorulmaya devam etmelerini emretmektedir. Müminler imanın verdiği şevk ile ayetin hükmü gereği Allah yolunda bir işi bitirince, hemen bir başka iş için yorulup çaba sarf etmeye devam ederler. Çünkü müminler için boş vakit diye bir kavram yoktur.
Mümin her gün vakitli yaptığı ibadetlerin dışında kalan vaktini boş işler peşinde geçirmez. Allah iman edenleri, hayatları boyunca hem kendi nefislerine uymamakla hem de inkarcıların ahlakına karşı fikri bir mücadele vermekle görevlendirmiştir. Bunun için yapması gereken pek çok hazırlık, yerine getirmesi gereken sayısız görevler vardır. Bu ihlaslı çabanın bir sınırı, bir kesintisi ve ara verilebilecek bir zamanı da yoktur. Bu yüzden müminler için bir işin bitmesi, yeni faaliyetleri başlatmanın vaktinin geldiğinin bir göstergesidir.
Allah ayetin devamında Müslümanları ancak Kendisi'ne rağbet etmeye çağırmaktadır. Yalnızca Allah'a rağbet etmek, insanın tek dost ve yardımcı olarak Allah'ı görmesi, yalnızca O'nun rızasını hedeflemesi ve sadece Allah'ın hoşnutluğunu esas amaç edinmesi demektir. Mümin için Allah'ın kendisini beğenmesi, kendisinden hoşnut olması tek amaçtır. Bu nedenle mümin tüm hayatını Allah'ın belirlediği kıstaslara göre düzenler, O'nun emir ve yasaklarına göre hareket eder. Diğer insanların rızası, hoşnutluğu amaç değildir. Yalnızca Allah kendisinden razı olsun, gerekirse bütün dünya kendisine cephe alsın, bu kişi için fark etmez. Önemli olan asıl dost olan Allah'ın kendisinden hoşnut olmasıdır. Böyle bir insan kimin ne düşündüğünün, kimin ne söylediğinin, diğer insanların kendisini nasıl değerlendirdiklerinin kaygısını duymaz. Yalnızca Allah'ın razı olması ve yalnızca Yüce Allah'ın sevmesi onun için yeterlidir. Böylece sadece Rabbimiz'e rağbet etmiş olur.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 64. sayı (Ekim 2009) 59. sayfada yayınlanmıştır.

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla
“Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe Suresi, 71)
Bu ayette Allah, tüm müminlerin birbirlerinin dostu ve yardımcısı olduğunu, kadın ve erkek tüm müminlerin iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmakla yükümlü olduklarını bildirmektedir.
İman edenlerin en önemli ibadetlerinden biri tebliğdir, yani insanları doğru yola çağırmak, iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındırmak, onları Kuran ahlakına davet etmektir. Bu ibadet, müminlerin günlük hayatlarının ayrılmaz bir parçasıdır. Müminler, sözleriyle ve davranışlarıyla yaşamlarının her anında Allah'ın bildirdiği din ahlakını birbirlerine ve diğer insanlara anlatmakla ve İslam ahlakını temsil etmekle yükümlüdürler. Ayetin devamında müminlerin Allah'ın farz kıldığı namaz, zekat gibi ibadetleri yerine getirdikleri bildirilirken, Allah'a ve elçilere uymanın önemine de dikkat çekilmektedir.
İman sahibi bir insanın en belirgin özelliklerinden biri ibadetlerine gösterdiği titizliktir. Allah'ın farz kıldığı namaz, oruç, zekat gibi ibadetlerini yaşamı boyunca şevkle sürdürür. Örneğin 5 vakit namaz, müminlere hayatları boyunca sürdürmeleri emredilen, vakitleri belirlenmiş bir ibadettir. Bu ibadet, müminin bilincini ve iradesini canlı tutar, sürekli olarak Allah'a yönelip dönmesini sağlar ve Rabbimiz'in emirleri doğrultusunda bir yaşam sürdürmesine yardımcı olur.
Allah bu ayette ayrıca müminlere rahmet edeceğini vaat etmektedir. Müminler, daima Yüce Allah'a güvenen, hep O'na yönelip dönen, sürekli O'nu razı etmeyi düşünen, ibadetlerini yerine getiren ve Kuran ahlakından asla taviz vermeyen insanlardır, bu nedenle Allah'ın hiç bitmeyen rahmeti, fazlı, koruması ve sevgisi hep onların üzerindedir. Her türlü eksiklikten münezzeh olan Allah'ın sonsuz rahmetinin ve sevgisinin hep kendi üzerinde olduğunu bilmek, Allah'ın cennetiyle mükafatlandırılmayı ummak ise, müminin kalbine büyük bir ferahlık ve huzur verir.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 56. sayı (Şubat 2009) 51. sayfada yayınlanmıştır

|